E08-Deyimler
E08-Deyimler
Transcripts&Translations

Herkese yeniden merhaba! Bu bölümde sizinle en önemli deyimleri paylaşacağım. Günlük hayatta Türklerle konuşurken bu deyimleri kullanmak hem kendinizi daha iyi ifade etmenizi sağlayacak hem de daha havalı görünmenizi sağlayacak. Ayrıca bu deyimleri başkalarından duyduğunuzda da şaşırıp kalmadan hemen anlayabilir ve ona göre bir cevap verebilirsiniz.
Hello everyone again! In this episode, I will share the most important idioms with you. Using these idioms when talking to Turks in daily life will make you express yourself better and make you look cooler. Also, when you hear these idioms from others, you can immediately understand without being surprised and give an answer accordingly.
Deyimler gerçekten çok önemli. Mesela biri sizinle Türkçe konuşurken sürekli deyimleri kullanıyorsa, kelimeleri anlayacaksınız ama ne demek istediğini anlamayacaksınız. O yüzden deyimlere ayrıyeten özen göstermek deyimleri ezberlemek, çalışmak, öğrenmek gerekiyor.
Tabii ki ben ihtiyacınız olan bütün deyimleri bu bölümde size öğretemem. Yoksa çok uzun olur. Ama her zamanki gibi sizin için en önemli olanları, en sık kullanılanları seçtim. Hadi başlayalım!
Idioms really matter. For example, if someone is constantly using idioms when speaking to you in Turkish, you will understand the words but you will not understand what they mean. Therefore, it is necessary to pay special attention to idioms and to memorize, study and learn them. Of course I cannot teach you all the idioms you need in this episode. Otherwise it will be too long. But as always, I’ve selected the most important ones, the most frequently used ones for you. Let’s start!
İlk deyimimiz “kafadan atmak” deyimi. Mesela bu deyimi birinden duyduğunuz zaman ne düşünürsünüz? Kafa yani kafa, baş. Atmak, bir nesneyi bir yere atmak. Bunları belki anlarsınız. Belki kafa kelimesinin ne demek olduğunu biliyorsunuzdur. Ya da atmak fiilinin ne demek olduğunu biliyorsunuzdur. Ama bu iki kelimenin birleşiminin ne demek olduğunu anlmayabilirsiniz. İşte şimdi size bunu açıklayacağım.
Our first idiom is “kafadan atmak/make (something) up as (one) goes (along) “. For example, what would you think when you hear this idiom from someone? Kafa means the head. Atmak means throwing an object somewhere. Maybe you can understand these. Maybe you know what the word head means. Or you may know what the verb to throw means. But you may not understand what the combination of these two words means. Now I will explain this to you.
Kafadan atmak, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir konuyla ilgili rastgele konuşmamıza deniyor. Yani bir konu var. Sen o konu hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. Ama yine de konuşuyorsun. Buna bazen “kafadan sallamak” da diyoruz. “Kafadan atma! Kafadan sallama! “ diye kullanabilirsiniz. Yani biriyle konuşurken o saçmasapan şeyler söylüyorsa, bilmediği bir konu hakkında konuşuyorsa ona kafadan atma kafadan sallama diyebilirsiniz ya da sadece Atma bee! Sallama! gibisinden de kullanabilirsiniz. Daha iyi anlamanız için bazı örnekler vereceğim tabii ki. Örneklere geçelim.
Kafadan atmak means to talk randomly about a topic we know nothing about. So there is a topic. You don’t know anything about that topic. But you’re still talking. We sometimes call it “kafadan sallamak”. “Kafadan atma! Kafadan sallama!/don’t make it up. So if you are talking to somebody who’s talking nonsense, if he’s talking about something he doesn’t know, you can say him kafadan atma or just Atma bee! Sallama! Of course, I will give some examples for you to understand better. Let’s move on to the examples.
Sınava girdiniz ve sınavda hiçbir sorunun cevabını bilmiyorsunuz. Sınavdan sonra arkadaşınız size “sınavın nasıl geçti?” diye sordu. Siz de bu durumda şöyle diyebilirsiniz “ Çok kötü geçti. Hepsini kafadan attım.”. Yani çok kötü geçti. Cevaplarıı bilmediğim halde rastgele işaretledim.
Mesela işyerindesiniz ve iş arkadaşınız size sordu. “Sence patron kaç yaşındadır?” Siz de “67” cevabını verdiniz. O zaman arkadaşınız size “Sallama, o kadar da değil.” diyebilir. Sallama yani kafadan atma. Uydurma! Patron o kadar yaşlı görünmüyor. Olsa olsa 47 yaşındadır. Yani en fazla 47 yaşındadır.
You took an exam and you do not know the answer to any question in the exam. After the exam, your friend asks you, “How was your exam?” In this case, you might say, “It was very bad. Hepsini kafadan attım/I threw it all out of the head/I made them up”. So it was very bad. I randomly marked the answers even though I don’t know them. For example, you are at work and your colleague asked you. “How old do you think the boss is?” You gave the answer “67”. Then your friend says to you, “Don’t make it up, it is not that much.” The boss doesn’t look that old. He is 47 years old at best. So he is at most 47 years old.
İkinci deyimimiz “ağzı var dili yok” deyimi. Bunu muhtemelen anlamışsınızdır, ağzı var dili yok. Çok sessiz, az konuşan insanlar için kullanıyoruz. Mesela çok sessiz bir arkadaşınız var. Ondan başkalarına bahsederken bu deyimi kullanabilirsiniz. “O çok iyi bir kız. Ağzı var dili yok. Yani çok sessiz, kimseye zarar vermez.
Our second phrase is “he has a mouth, but no tongue”. You probably understand that. We use it for very quiet people who speak a little. For example, you have a very quiet friend. You can use this idiom when talking about him to others. “She’s a very nice girl. She has a mouth but no tongue. So she is very quiet, she will not hurt anyone.

Üçüncü deyimimiz “sabrı taşmak” deyimi. Sabrı taşmak demek artık dayanacak gücü kalmamak demek yani artık sabredememek demek. Mesela biri size sürekli hakaret ediyorsa, kötü şeyler söylüyorsa,” Sabrım taştı artık! Bu kadarı yeter!” dedikten sonra suratına yumruğu indirebilirsiniz..
Ya da yine birisi sizi sinirlendiriyorsa, kızdırıyorsa “sabrımı taşırma!” diyerek onu daha dikkatli olması için uyarabilirsiniz.
Our third idiom is “to run out of patience”. To run out of patience means no longer having the strength to endure, not being patient anymore. For example, if someone constantly insults you or says bad things, you can first say “Sabrım taştı/My patience overflowed/I run out of patience! It’s enough!” and then fist him in the face. Or again if someone annoys you if he angers you, you can say “sabrımı taşırama/do not overflow my patience/do not try my patience!” You can warn him to be more careful by saying that.

Bir sonraki deyimimiz “içi içine sığmamak” deyimi. İçi içine sığmamak demek çok mutlu olmak demek. Bu deyimi çok mutlu ve heyecanlı olduğumuzda kullanıyoruz. “Evleneceğim için çok mutluyum, içim içime sığmıyor” “Senin geleceğini duyunca içim içime sığmadı” cümlelerini örnek verebiliriz.
Our next idiom is “to be unable to contain oneself”. Not being able to contain oneself means being very happy. We use this idiom when we are very happy and excited. We can give an example of the sentences “I am very happy to get married, I am full of joy” “When I heard that you will come I became so happy”.
İçim içime sığmadı yani çok mutlu oldum. Çok sevindim.
“Göze girmek” ve “gözden düşmek”
Göze girmek demek bir kişinin yaptığı güzel şeylerle, iyi davranışlarıyla başkasının sevgisini ve saygısını kazanması demek. Mesela işyerinde çok çalışıyorsanız, çok iyiyseniz patronunuzun gözüne kolayca girebilirsiniz. Yani patronunuz sizi sever ve size saygı duyar.
Gözden düşmek de bunun tam tersi. Mesela dediğim gibi işinizde çok iyiydiniz ve patronunuzun gözüne girdiniz yani patronunuz sizi seviyor ve size saygı duyuyordu ama sonra yanlış bir şeyler yaptınız ve onun gözünden düştünüz. Yani sizi seviyor ve saygı duyuyordu ama artık öyle değil. Artık o eski sevgiyi bulamıyorsunuz. Yani onun gözünden düştünüz. Önce gözüne girdiniz sonra gözünden düştünüz.
“Getting in the eye” and “falling out of eye”
Getting in the eye means that a person gains the love and respect of someone else with the good things they do and good behavior. For example, if you work a lot at the workplace, if you are very good, you can easily get into your boss’s eyes. So your boss loves and respects you. Falling out of eye is just the opposite. For example, as I said, you were very good at your job and you caught your boss’s eyes, so your boss loved you and respected you, but then you did something wrong and you fell out of his eye. So he loved and respected you, but not anymore. You can’t find that old love anymore. So you fell out of his eye. First you got into his eyes, then you fell out of his eyes.
Son olarak da düşmek demişken size “çenesi düşmek” deyiminden bahsedeceğim. Çene ağızın altta kalan kısmına deniyor. Çenesi düşmek ise çok konuşmak demek, gevezelik yapmak demek. Mesela aArkadaşlarınızlayken çpk fazla konuştuğunuz bir akşam şöyle diyebilirsiniz “ay yine çenem düştü” yani yine çok konuştum. Ya da bir başkası konuşuyorsa, çok fazla konuşuyorsa “üff çenen düştü senin de haa” diyebilirsiniz. Tabiki böyle bir şey demenizi tavsiye etmiyorum. Çok kibar bir davranış olmaz
I remember when I was a child the boys in the class would tell me “Nuriye bir şey düşürdün/Nuriye you dropped something” I would look on the floor and they would say ” bak, çenen orada, düşmüş/look, your chin is there, it fell hahaha”
Finally, I will talk about the idiom “falling off the chin” while talking about falling. The chin is called the lower part of the mouth. Falling of the chin means talking too much, talking too much. For example, on an evening when you talked too much with your friends, you might say “my chin fell down again”, so I talked a lot again. Or if someone else is talking, if he or she talks too much, you can say, “your chin fell/you talk too much.” Of course, I do not recommend you say such a thing. Not very polite behavior
Evet arkadaşlar benim de çenem düşmeden bu bölümü bitiriyorum. Bu deyimler dediğim gibi en önemli deyimlerden ve bir yerlerde karşınıza çıkacağına eminim. O yüzden bunları ezberlemeniz sizin için iyi olur. Kendinize çok iyi bakın.
Yes guys, I am finishing this episode before my chin falls. As I said, these idioms are one of the most important idioms and I’m sure they will come up somewhere. So it’s good for you to memorize them. Take good care of yourself.
Vocabulary Video
Vocabulary
- havalı : cool
Bu gözlükle çok havalı oldum.
I became very cool with these glasses.
Günlük hayatta Türklerle konuşurken bu deyimleri kullanmak hem kendinizi daha iyi ifade etmenizi sağlayacak hem de daha havalı görünmenizi sağlayacak.
Using these idioms when talking to Turks in daily life will make you express yourself better and make you look cooler.
- şaşırmak : to be surprised
Ne! Eşinden mi boşandın? Çok şaşırdım.
What! Did you divorce your spouse? I’m shocked.
Ayrıca bu deyimleri başkalarından duyduğunuzda da şaşırıp kalmadan hemen anlayabilir ve ona göre bir cevap verebilirsiniz.
Also, when you hear these idioms from others, you can immediately understand without being surprised and give an answer accordingly.
- ayrıyeten : additionally
Bu elbiseyi kırmızı olduğu için seviyorum, ayrıyeten beni zayıf gösteriyor.
I love this dress because it is red, additionally it makes me look thin.
O yüzden deyimlere ayrıyeten özen göstermek deyimleri ezberlemek, çalışmak, öğrenmek gerekiyor.
Therefore, it is necessary to pay special attention to idioms and to memorize, study and learn them.
- özen göstermek : to pay attention, to take care of
Bu ne biçim bir ödev? Biraz özen göster!
What kind of homework is this? Pay a little attention!
O yüzden deyimlere ayrıyeten özen göstermek deyimleri ezberlemek, çalışmak, öğrenmek gerekiyor.
Therefore, it is necessary to pay special attention to idioms and to memorize, study and learn them.
- nesne : object
Cansız nesnelere neden bu kadar bağlanıyorsun?
Why are you so attached to inanimate objects?
Atmak, bir nesneyi bir yere atmak.
Atmak means throwing an object somewhere.
- diyelim ki : let’s say, given that
Benim bir sevgilim yok. Ama diyelim ki var, bundan sanane!
I don’t have a lover. But let’s say I do, What’s it to you!/none of your business!
- nasıl geçti? : how was it?
Günün nasıl geçti?
How was your day?
Sınavdan sonra arkadaşınız size “sınavın nasıl geçti?” diye sordu.
After the exam, your friend asks you, “How was your exam?”
- uydurmak : to make (sth) up
Bilmiyorsan bilmiyorum de, uydurma.
If you don’t know, say I don’t know. Don’t make it up!
Uydurma! Patron o kadar yaşlı görünmüyor.
“Don’t make it up.” The boss doesn’t look that old.
- hakaret etmek : to insult
Bana hakaret etme hakkını sana kim veriyor?
Who gives you the right to insult me?
Mesela biri size sürekli hakaret ediyorsa, kötü şeyler söylüyorsa,” Sabrım taştı artık! Bu kadarı yeter!” dedikten sonra suratına yumruğu indirebilirsiniz..
For example, if someone constantly insults you or says bad things, you can first say “Sabrım taştı/My patience overflowed/I run out of patience! It’s enough!” and then punch him on the face.
- yumruk : punch yumruk atmak: to punch
Bana yumruk atma!
Don’t punch me!
Mesela biri size sürekli hakaret ediyorsa, kötü şeyler söylüyorsa,” Sabrım taştı artık! Bu kadarı yeter!” dedikten sonra suratına yumruğu indirebilirsiniz..
For example, if someone constantly insults you or says bad things, you can first say “Sabrım taştı/My patience overflowed/I run out of patience! It’s enough!” and then punch him on the face.
- çene : chin
Çenemde bir sivilce çıktı.
I got a pimple on my chin.
Çene ağızın altta kalan kısmına deniyor.
The chin is called the lower part of the mouth.
- davranış : behaviour
Bu davranışlarına bir anlam veremiyorum.
I don’t understand your behaviors.
Çok kibar bir davranış olmaz
It is not very polite behavior
Do you remember these words?
Let’s take a quick look to the vocabulary from last week’s episode!

Dedikodu
gossip

Zorunda olmak
to be obliged to

Gurur duymak
to be proud

Canı istemek
to want (something)
Homework
Make meaningful sentences using 3 of the idioms.
Submit your homework and questions to:
turkishdelightpodcast@gmail.com