E06- 5 Atasözü
Transcripts & Translations
Selam arkadaşlar! Nasılsınız? Her gün Türkçe çalışıyor musunuz? Eğer çalışmıyorsanız, çalışmalısınız. Çünkü az da olsa her gün çalışmak çok önemli. En azından her gün 10 dakika çalışmaya özen gösterin. Böyle yaparsanız inşallah sene sonunda Türkçeniz çok iyi olur.
Hi friends! How are you? Do you study Turkish every day? If you are not studying, you should. Because it is very important to work every day, even if a little. Try to study for at least 10 minutes every day. If you do this, inshallah your Turkish will be very good at the end of the year.
Bugünkü bölümümüz atasözleriyle ilgili olacak. Atasözü ne demek? Atasözü, eskiden yaşayan insanların söylediği kısa sözlere deniyor. Herkes tarafından bilinen geçmişten günümüze kadar gelmiş olan sözler yani.
Today’s episode will be about proverbs. What does a proverb mean? Proverbs are short words said by people who lived in the past. Words that are known by everyone and carried from the past to the present.
Peki neden atasözlerini öğrenmelisiniz?
So why should you learn proverbs?
Aslında başlangıç seviyesinde iseniz veya Türkçe öğrenmeye yeni başlıyorsanız atasözlerini öğrenmeniz saçma olur. Saçma ne demek? Saçma demek mantıksız demek, akla çok uygun olmayan demek. Önemli bir kelime bu. Lütfen ezberleyin.
In fact, if you are a beginner or are just starting to learn Turkish, it would be saçma to learn proverbs. What does saçma mean? Saçma means nonsense, illogical, not very reasonable. This word is important. Please memorize it.
Mesela size birisi mantıksız bir şey söylediğinde ona “Üff bu ne ya, çok saçma” diyebilirsiniz.
For example, when someone says something lame to you, you can say to him, “What the heck, that’s so saçma(that’s nonsense/ridiculous).”
Dil öğrenmeye yeni başlayanlara atasözlerini öğrenmelerini tavsiye etmiyorum. Ama sizin Türkçenizin iyi olduğunu zaten biliyorum. Beni dinliyorsanız, söylediklerimin hepsini olmasa da çoğunu anlıyorsanız, artık atasözlerini öğrenme vaktiniz gelmiştir demektir.

I do not recommend for beginners to learn proverbs. But I already know that your Turkish is good. If you are listening to me if you understand if not all, most of what I am saying, it is time to learn proverbs.
Peki atasözlerinin size ne faydası olacak?
So how will proverbs help you?
Birileriyle konuşurken, bir şeyler okurken bu atasözleri karşınıza çıkabilir, bu atasözlerini görebilirsiniz. Eğer bu atasözlerinin anlamını bilirseniz ne denmek istendiğini daha kolay anlarsınız.
You can come across these proverbs while you are talking to someone or reading something. If you know these proverbs, you will understand more easily what they are trying to say.
Türklerle konuşurken bu atasözlerini kullandığınızda çok etkileneceklerdir. Buna eminim. Ve dediğim gibi siz de havalı olacaksınız. Bence bu yeterli bir sebep. Öyle değil mi?
When you use these proverbs when talking to Turks, they will be very impressed. I’m sure of that. And like I said, you’ll be cool. I think that’s enough of a reason. Is not it?
Ayrıca atasözleri bir ülkenin kültürü, geçmişi hakkında da çok bilgi verir. O yüzden sizin için faydalı olacağına eminim. Ben sizin için en yaygın olanları seçtim.
In addition, proverbs give a lot of information about a country’s culture and history. So I am sure it will be useful for you. I’ve selected the most common ones for you.
1.Atasözümüz: “Anladıysam Arap olayım”
Ne demek olduğunu anladınız mı? Eğer söylediğin şeyi anladıysam Arap olayım demek.. Bu deyimi, bize söylenen bir şeyi anlamadığımız zaman kullanıyoruz. Mesela biriyle konuşuyorsunuz, ama o çok hızlı konuşuyor ve saçma sapan şeyler söylüyor. Siz de hiç bir şey anlamıyorsunuz. İşte o zaman “anladıysam Arap olayım” diyebilirsiniz. Ya da bir Türk’le konuşurken ne dediğini anlamazsanız bunu kullanabilirsiniz. Çok komik olur.
Do you understand what it means? If I understand what you are saying, then let me be an Arab. (it’s all greek to me/I’ll be hanged if I understand! ) We use this idiom when we do not understand something that is being told to us. For example, you are talking to someone, but he speaks very fast and says nonsense things. And you don’t understand anything. Then you can say, “anladıysam Arap olayım”. Or you can use it while talking to a Turk and you don’t understand what he says. That would be very funny.
Peki bu atasözü nerden geliyor?
So where does this proverb come from?
Bu atasözünün nerden geldiğine dair pek çok yorum var. Hangisi doğru bilmiyorum. Ama genel olarak ırkçı bir atasözü olduğunu söyleyebilirim. Eskiden Türkiye’de siyahiler, yani rengi siyah olanlar, koyu tenli olanlar Arap olarak bilinirmiş. Hatta eski Türk filmlerinden bazı örnekleri internet sitemde görebilirsiniz. Arap demek Türkler için koyu tenli, siyahi demekmiş yani.
There are many interpretations of where this proverb came from. I don’t know which one is right. But I would say it’s a racist proverb in general. Black people, I mean black-skinned, dark-skinned people were known as Arab in Turkey in the past. You can even see some examples of old Turkish movies on my website. Arab meant dark-skinned, black for Turks(back then).
Arab Bacı/Bacı Kalfa is usually a domestic servant who doesn’t speak proper Turkish. You will see this Arap Bacı character in old Turkish movies a lot. Here are a few examples of Arap Bacı and also, blackface in Turkish TV:

Hatta bununla ilgili bir çok deyimimiz var. Sizinle bir tanesini paylaşayım. “Arap saçına dönmek” deyimi. Bildiğiniz gibi siyahi insanların saçları Türklerin saçlarından daha farklı. Daha kıvırcık. Düz değil. Biz de zor bir işle uğraştığımızda, işler bizim için çok zorlaştığında, karıştığında, karmaşıklaştığında, “Arap saçına döndü” diyoruz. Yani karışık oldu. Zor oldu. Dediğim gibi Türkler Arap ve siyahi kelimelerini hemen hemen aynı anlamda kullanıyormuş eskiden. Yani Arap dendiğinde insanların akıllarına siyahi biri geliyormuş.
In fact, we have many idioms about it. Let me share one with you. The idiom “Arap saçına dönmek(to become like Arab hair/to be all balled up)” As you know, black people’s hair is different than the hair of the Turks. It is more curly. It’s not straight. When we are dealing with a difficult job, when things get too difficult for us, when they get complex and complicated, we say “it became like (turned to) Arabian hair”. It means it became complicated. It became difficult. As I said, Turks used to use the words Arab and black in almost the same sense. So when Turkish people hear the word Arab, they would think of a black person.

Tabii ki şu anda insanlar Arapları daha iyi tanıyorlar. Türkler Arapları daha iyi tanıyorlar. Çünkü şu anda ülkemizde çok fazla Suriyeli var ve başka Araplar da var. Başka ülkelerden gelen Araplar da var. O yüzden Türkler Araplar hakkında daha çok bilgiye sahipler.
Of course, people know Arabs better now. Turks know Arabs better. Because at the moment there are many Syrians in our country and there are other Arabs, too. There are Arabs from other countries. Therefore, Turks know more about Arabs.
Şimdi Türklerin böyle bir atasözleri olduğu için ırkçı insanlar olduklarını düşünebilirsiniz. Anladıysam Arap olayım, yani anladıysam siyah olayım gibi bir anlam oluşturuyor insanların gözünde. Ama eminim ki sizin dilinizde de başka ırklarla ilgili bu tarz atasözleri vardır. Yani aslında bu ırkçı söylemler her ülkede var. Her dilde var.
Now you might think that Turks are racist because they have such proverbs. If I understood, let me be an Arab, actually means, if I understood, let me be black. But I’m sure you have such proverbs about other races in your language too. In other words, these racist statements exist in every country. All languages have them.
2.atasözümüz “Acele işe şeytan karışır.”

“That’s why I’m here bro, I need to get involved.”
Peki ne anlama geliyor? Bence anlamışsınızdır. Kolay bir atasözü. Bir işi aceleyle, hızlı hızlı yaparsak o işin hatalı olacağı, yanlış olacağı anlamına geliyor.
So what does it mean? I think you already understood. It is an easy proverb. If we do something in a hurry, it means that that thing will be a failure, it will be wrong.
Bunu da biri hızlı hızlı bir şeyler yapmaya çalışıyorken, çok telaşlıyken, çok stresliyken ona söyleyebilirsiniz. “Biraz rahatla, acele işe şeytan karışır. “diyebilirsiniz.
You can tell this when someone is trying to do something fast when he is very hectic and stressed. “Take a moment to relax, acele işe şeytan karışır (if you do something in a hurry, the devil joins in that thing, too-haste makes waste)
3. atasözümüz “Aç ayı oynamaz”

Ayı oynatmak ne anlama geliyor biliyorsunuzdur. Dünyanın farklı yerlerinde bu ayı oynatma işi yapılıyor. Türkiye’de de eskiden varmış. Ama sonra çok şükür ki yasaklanmış. Ayı oynatmanın ne olduğunu hala anlamadıysanız internet siteme giderek koyduğum videoyu izleyebilirsiniz.
You know what it means “bear dancing “. In different parts of the world, people do this dancing bear business. There also have been used in Turkey in the past. But then fortunately it was banned. If you still do not understand what bear dancing is, you can go to my website and watch the video I posted.
Dediğim gibi eskiden ayıları zincirlerle bağlar, mahallelerde gezdirirlermiş. Kalabalık bir yeri görünce de durup def çalarlarmış ve eğittikleri ayı da dans etmeye, oynamaya başlarmış.
As I said, they used to tie the bears in chains and show them around the neighborhoods. When they saw a crowded place, they would stop and play a tambourine, and the bear they trained started dancing and playing.

Oynamak=dans etmek(Same meaning)

Please don’t dance with the air conditioner.
Peki bu atasözü ne anlama geliyor?
So what does this proverb mean?
Yani hayvan veya insan, hiç kimse açken çalışamaz anlamına geliyor.. Yani işe başlaması için, önce karnını doyurması, yemek yemesi gerekiyor demek.
Animal or human, nobody can work while hungry. It means that in order to start work, one must feed himself first and eat.
Arkadaşlarınızla buluştuğunuzda, sizden bir şey yapmanızı isterlerse, ya da bir yere gitmek isterlerse ve sizin de karnınız açsa kullanabilirsiniz. “Aç ayı oynamaz.” diyebilirsiniz.
You can say “The hungry bear doesn’t dance.” when you meet your friends, if they ask you to do something, or if they want to go somewhere and you are hungry.
Tabi kendinize ayı demişsiniz gibi oluyor böyle ama bu deyimi insanlar için de kullanıyoruz.
Of course, it sounds like you call yourself bear, but we use this idiom for people, too.
4. atasözümüz “Gülü seven dikenine katlanır”
Bu atasözü ne anlama geliyor?
What does this proverb mean?
İnsan eğer gülü seviyorsa, gülün kokusunu, görüntüsünü seviyorsa, onu eline aldığında dikenlerin eline batmasına da dayanır. Bu acıya katlanır. Çünkü gülü seviyor demek.
If a person loves a rose, if he likes the scent and appearance of the rose, he will endure the prickling of thorns when he takes it. He put up with this pain. Because he loves the rose.
Dayanmak= katlanmak
Yani eğer birini seviyorsanız o kişinin kötü özelliklerine de katlanırsınız. Ya da bir işi, bir şeyi seviyorsanız onun olumsuz taraflarını da görmezden gelirsiniz, tahammül edersiniz.
So if you love someone, you will tolerate the bad traits of that person. Or if you love a job or something, you ignore the negative sides of it and tolerate it.
Mesela parayı çok seviyorsunuz diyelim, herkes sever zaten Ve size çok para kazandıran bir işte çalışmaya başladınız. Çok para kazanıyorsunuz ama işiniz aynı zamanda da çok yorucu. O zaman şöyle diyebilirsiniz. “gülü seven dikenine katlanır.”
For example, let’s say you love money, everybody likes it anyway: D And you started working in a job that pays well. You make a lot of money, but your job is very tiring. Then you might say. “gülü seven dikenine katlanır/ one who loves the rose, tolerates the thorns/ there’s no rose without a thorn/ the take the bitter with the sweet.”
Ya da mesela bir sevgiliniz ya da eşiniz var. Ve siz sürekli sorun çıkarıyorsunuz. Sürekli kavga etmeye çalışıyorsunuz ya da herhangi bir kötü özelliğiniz var. Eşiniz bu durumdan şikayet ettiğinde ona “gülü seven dikenine katlanır” diyebilirsiniz. Yani beni seviyorsan, bu kötü özelliğime de katlanmak zorundasın, diyebilirsiniz.
Or, for example, you have a lover or spouse. And you are constantly making trouble. You are constantly trying to fight or you have any bad traits. When your spouse complains about this, you can say to him, “Gülü seven dikenine katrlanır”. So if you love me, you have to put up with this bad trait.
Dikenine katlanır
Senden ayrılamam
Sensiz yaşayamam
Gönlümde açan bir gülsün
Koklamaya kıyamam
My darling, one who loves roses
should endure the thorns
I can’t leave you
I can not live without you
You are a rose blooming in my heart
I don’t have the heart to smell it
Son atasözümüz ise; Kendi düşen ağlamaz
Kendi düşen ağlamaz yani kendi davranışlarından, kendi yaptığı bir şeyden dolayı zarar gören bir insanın bundan dolayı şikayet etmeye hakkı yoktur.
Kendi düşen ağlamaz means a person who is harmed by his own actions has no right to complain about it.
Mesela üniversiteye gidiyorsunuz ama derslerinize hiç çalışmıyorsunuz. Bunun sonucunda da sene sonunda sınıfınızı geçemiyorsunuz, sınıfta kalıyorsunuz. Ve bu duruma çok üzülüyorsunuz. O zaman aileniz size “Kendi düşen ağlamaz, çalışsaydın!” diyebilir. Yani sen kendin düştün, kendin bile bile başarısız oldun, ağlamaya hakkın yok!
For example, you go to university but you never study for your classes. As a result, you cannot pass your class at the end of the year, and you fail. And you feel very sad about this situation. Then your family might tell you, “Kendi düşen ağlamaz/one who falls by himself does not cry/you made your bed”. So you just fell by yourself fell, you failed on purpose, you have no right to cry!

Evet arkadaşlar, bugünkü bölümün de sonuna geldik. Bu atasözlerini ezberlemenizi ve günlük hayatta kullanmaya çalışmanızı tavsiye ediyorum. Böylece unutmazsınız. Kendinize çok iyi bakın!
Yes, guys, we have come to the end of today’s episode. I advise you to memorize these proverbs and try to use them in daily life. So you don’t forget. Take good care of yourself!
Vocabulary Video
Vocabulary
- saçma : lame, nonsense
Bu söylediklerin çok saçma!
What you said is so lame
Aslında başlangıç seviyesinde iseniz veya Türkçe öğrenmeye yeni başlıyorsanız atasözlerini öğrenmeniz saçma olur.
In fact, if you are a beginner or are just starting to learn Turkish, it would be nonsense to learn proverbs.
- ırkçı : racist
İnsanlar ırkçı olarak doğmaz. Irkçılık sonradan öğrenilir.
People are not born racist, they were taught.
Ama genel olarak ırkçı bir atasözü olduğunu söyleyebilirim.
But I would say it’s a racist proverb in general.
- kıvırcık : curly
Kıvırcık saçı çok seviyorum.
I love curly hair.
Daha kıvırcık. Düz değil.
It is more curly. It’s not straight.
- acele : hurry, rush
Çok acelem vardı ve evden çıkarken çantamı almayı unuttum.
I was in a hurry and forgot to take my bag when I left the house.
Bir işi aceleyle, hızlı hızlı yaparsak o işin hatalı olacağı, yanlış olacağı anlamına geliyor.
If we do something in a hurry, it means that that thing will be a failure, it will be wrong.
- bağlamak : to tie
Körebe oynarken gözleri bağlamak gerekir.
When playing blind man’s buff it is necessary to blindfold.
Dediğim gibi eskiden ayıları zincirlerle bağlar, mahallelerde gezdirirlermiş.
As I said, they used to tie the bears in chains and show them around the neighborhoods.
- kalabalık : crowded
Kalabalık ortamları hiç sevmiyorum.
I don’t like crowded places at all.
Kalabalık bir yeri görünce de durup def çalarlarmış ve eğittikleri ayı da dans etmeye, oynamaya başlarmış.
When they saw a crowded place, they would stop and play a tambourine, and the bear they trained started dancing and playing.
- olumsuz : negative
Sana mesaj atmadığı için hemen olumsuz düşünme! Belki elleri kopmuştur.
Don’t think negatively right away just because he didn’t text you! Maybe his hands were cut off.
Ya da bir işi, bir şeyi seviyorsanız onun olumsuz taraflarını da görmezden gelirsiniz, tahammül edersiniz.
Or if you love a job or something, you ignore the negative sides of it and tolerate it.
- tahammül etmek : to tolerate, to stand
Bu sese tahammül edemiyorum.
I cannot tolerate this voice.
Ya da bir işi, bir şeyi seviyorsanız onun olumsuz taraflarını da görmezden gelirsiniz, tahammül edersiniz.
Or if you love a job or something, you ignore the negative sides of it and tolerate it.
- uğraşmak: to work on, to deal with
Gecenin bu saati neyle uğraşıyorsun?
What are you working on at this time of night?
Biz de zor bir işle uğraştığımızda, işler bizim için çok zorlaştığında, karıştığında, karmaşıklaştığında, “Arap saçına döndü” diyoruz.
When we are dealing with a difficult job, when things get too difficult for us, when they get complex and complicated, we say “it became like (turned to) Arabian hair”.
- katlanmak : to stand, to put up with
Bu kendini beğenmiş tavırlarına katlanmak zorunda değilim!
I don’t have to put up with that smug attitude!
Yani beni seviyorsan, bu kötü özelliğime de katlanmak zorundasın, diyebilirsiniz.
So if you love me, you have to put up with this bad trait of mine.
Test
Do you remember these words?

Espri
joke

Mezar
grave

Çılgın
crazy

Parçalamak
to shatter
Homework
Please chose 3 of the proverbs and use them in meaningful contexts.
Example:
1-Anladıysam Arap olayım: İki saattir konuşuyorsun ama ne dediğini anladıysam Arap olayım.
2- Hızlı hızlı yemek yaparken elimi yaktım. Acele işe şeytan karışır.

