Nasıl Türkçe Öğrenirsin?

Merhaba arkadaşlar, Programımın  ilk bölümüne hoşgeldiniz. Bu programı Türkçe öğrenenler , özellikle de orta seviyede Türkçe öğrenmiş olanlar için hazırlıyorum. Bu programda normalden daha yavaş konuşuyorum ve daha basit kelimeler kullanıyorum.Bu program ile dinleme becerilerinizi geliştirebilirsiniz. Bir bölümü birden fazla kez dinlemenizi tavsiye ediyorum. Sizin için hazırladığım transkript ve çevirilere de bakarak daha iyi öğrenebilirsiniz.

Dersimize başlamadan önce kendimi tanıtayım, benim adım Nur.Türk’üm. İstanbul’da yaşıyorum. Bu programı orta seviyedeki öğrenciler için hazırlıyorum. Yani başlangıç seviyesindeyseniz, bu program sizin için çok faydalı olmayabilir.

Öncelikle ilerde bahsedeceğim ve anlamını bilmediğinizi düşündüğüm bazı kelimeleri açıklamakla başlamak istiyorum.

Birinci kelimemiz bol bol kelimesi.Bol bol demek yani, çok fazla demek, çok sık demek. Mesela “spor yaparken bol bol su içerim” ya da “yazın bol bol kitap okurum” gibi cümleler bu kelimeye birer örnek olabilir.

İkinci kelimemiz zor gelmek . Zor gelmek demek bir şeyi yapmakta zorlanmak demek. Yani o şeyi kolay kolay yapamamak demek, yaparken sıkıntı yaşamak demek , çaba sarf etmek zorunda kalmak demek. Mesela” matematik bana çok zor geliyor, anlamıyorum” diye bir cümle kurabiliriz. Ya da “araba sürmek bana çok zor geliyor, süremiyorum, sürmeyi beceremiyorum. ” Bu cümleleri örnek olarak kullanabiliriz.

Üçüncü kelimemizse başarısızlık. Başarısızlık demek bir konuda başarılı olamamak demek.Yani mesela bir yarıştaysanız o yarışı kazanamadıysanız başarısız olmuş olursunuz. ” Ben üniversiteyi kazanamadım, başarısız oldum.” ya da “Türkçe konuşamıyorum, Türkçeyi öğrenmekte başarısız oldum” gibi cümleler kurabiliriz.

Sondan bir önceki kelimemiz ise hayal kırıklığı.Hayal kırıklığı demek; mesela bir hayaliniz var,yani çok yapmak istediğiniz bi şey var, mesela doktor olmak istiyorsunuz, bu hayalinizi gerçekleştirmek için de üniversite sınavına giriyorsunuz. Doktor olmak için sınavdan DOKSAN almanız gerekiyor ama siz ELLİ aldınız. Yani başarısız oldunuz. Hayalinizi gerçekleştiremediniz. Hayal kırıklığı yaşadınız.İşte hayal kırıklığı bu anlama geliyor.

Son kelimemizse sadece kelimesi. Çok sık kullanılan bir kelime bu.Sadece demek yalnızca demek.Mesela biri geldi,  size sordu “Çay ve kurabiye ister misin?” siz de dediniz ki ” kurabiye istemiyorum, sadece çay alayım”. Yani sadece çay istiyorum, yanında başka bir şey istemiyorum.

Ya da mesela pazara gidip bir şeyler satın alacaksın.Küçük kardeşin ve annen de seninle gelmek istiyor.   Sen de diyorsun ki; ” anne, sadece sen gel. Kardeşim gelmesin. Tek sen gel. Sadece sen gel. “

Bu kelimeleri anladıysanız, hadi o zaman ilk bölümümüzle başlayalım.

İlk bölümümüzün konusu Türkçeyi nasıl öğrenirim? Yeni bir dil öğrenmek çoğu insan için çok zor. Ama siz şu anda bu programı dinliyor ve anlıyorsanız, zaten iyi seviyede Türkçe biliyorsunuz demektir.Bütün yabancı arkadaşlarım  bana nasıl Türkçe öğrenebilirim diye soruyor.Açıkçası bilmiyorum, ben hiç Türkçe öğrenmedim.Türkçe benim ana dilim.Ama İngilizce , Arapça ve Fransızca öğrendim. Bu yüzden bu dilleri öğrenirken kullandığım yöntemleri, teknikleri sizlerle paylaşacağım.

Dinleme, konuşma, okuma ve yazma .  Bunlar dil öğrenmek için kullandığımız DÖRT beceri.

Öncelikle dinleme ile başlayalım. Tabii ki bu becerilerin hepsi önemli. Ama bence en önemli olanı dinleme. Dinleme ve dinlediğini anlama. Bebekler de dil öğrenmeye başlamadan önce bol bol dinleme egzersizleri yapıyorlar değil mi? O yüzden bence dil öğrenmeye başlarken öncelikle dinlemeye ve yeni kelimeler öğrenmeye odaklanmalıyız. Dil öğrenmeye yeni başlarken bol bol dinleme yapmak çok önemli. Anlamasak bile o dilde şarkılar dinlemek,diziler izlemek kulaklarımızın o dile alışmasına ve o dili tanımamıza yardımcı olacaktır. Tabii ki bu programı da dinleme egzersizleriniz için kullanabilirsiniz.

Bu becerilerden ikincisi ise konuşma. Bazı insanlar dili öğrenmeye başlar başlamaz konuşma egzersizleri yapmamız gerektiğini söylüyorlar.Yani birinci günden itibaren konuşmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorlar. Ben şahsen bu görüşe katılmıyorum ve maalesef bu teknik bende pek işe yaramıyor. Bana zor geliyor.Bence konuşmaya başlamadan önce bol bol dinleme egzersizleri yapılmalı ve kelimeler öğrenilmeli. Belli bir süre dile çalıştıktan sonra, dili tanıdıktan sonra  konuşma egzersizleri yapmak bence çok daha faydalı. Dili öğrenmeye başlar başlamaz konuşmaya çalışmak genellikle başarısızlıkla sonuçlanıyor. Yeteri kadar cümle bilmediğimiz ve dili henüz tanımadığımız için çabalasak da konuşmakta çok zorlanırız. Bu da hayal kırıklığına ve motivasyonumuzun düşmesine sebep olabiliyor.

Nasıl konuşma egzersizleri yapacağımız konusuna gelirsek, bunun için bazı yöntemler var. Bunlardan bir tanesi kendi kendine konuşmak. Evde bir konu seçin mesela bu konu kediler olsun. Ve bilgisayarınızın karşısına geçip online bir sözlük açın. Daha sonra konuşmaya başlayın. Konuşurken Bilmediğiniz ve kullanmak istediğiniz kelimeleri anında sözlükten bakıp, araştırın , bu kelimeleri not alın.

Bu yöntemlerden bir diğeri ise imitasyon tekniği. Yine bilgisayardan Türkçe bir video açıp söylenenleri tekrar ederek ya da kısaca özetleyerek, konuşma ve telaffuz yeteneklerinizi geliştirebilirsiniz.

Ayrıyetten internette dil değişimi için pek çok uygulama var. Bunları kullanarak Türklerle tanışabilir ve konuşabilirsiniz. Ben mesela en yakın arkadaşlarımdan biriyle bu uygulamalardan birinde tanıştım. O yüzden size kesinlikle tavsiye ediyorum.  Ya da internetteki öğretmenlerden dersler alıp onlarla Türkçe konuşabilirsiniz.

Okuma becerisine gelecek olursak, bu konuda en önemli olan şey seviyenize uygun içerikler bulmak. Mesela bir kitap aldınız ve okumaya başladınız. Ama bu kitap size çok zor geldi, çok zorlandınız.Anlamadığınız bir sürü kelime var. Bu yüzden sürekli sözlüğe bakmak zorunda kaldınız. Ama bir süre sonra bundan çok sıkıldınız .Sürekli sözlüğe bakmak zorunda kalmaktan çok sıkıldınız.Ve kitabı bir kenara attınız. Yani okumayı bıraktınız.

Böyle durumlarla karşılaşmamak için kendinize uygun içerikler seçmeniz çok önemli.Mesela başlangıç seviyesindeyseniz çocuk kitaplarıyla başlayabilirsiniz. Ben şahsen dil öğrenirken çocuk kitapları okumayı veya çizgi film izlemeyi çok sevmezdim.Çok sıkılırdım .Ve o kitapları okumak istememe sebeplerimden biri de gururuma yediremememdi. Kendime yakıştıramazdım. Dürüst olmak gerekirse o kitapların çok basit olduğunu, benim seviyemin daha yüksek olduğunu düşünürdüm. Mesela başlangıç seviyesindeyim yani o dilde çok iyi değilim, sadece esas şeyleri biliyorum. Ama bir roman okumak isterdim. Okumaya başlardım ama hiç bir şey anlamazdım ve bu da bana faydalı olmazdı. Hep seviyemden yüksek şeyler okumaya çalışırdım ve bu yüzden hep başarısızlıkla sonuçlanırdı.Bu da benim motivasyonumu düşürürdü ve hevesimi kırardı. Yani okuma isteğimi azaltırdı. Ama eğer seviyeme uygun kitaplar seçseydim, çocuk kitapları gibi, okuduğumu anlardım ve daha çok fayda görürdüm. Bu yüzden hoşunuza gitmese bile başlangıç seviyesindeyseniz çocuk kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum.

Son becerimize gelirsek bu da yazma becerisi. Ben eskiden, yazma becerisinin çok önemli olmadığını düşünürdüm. Ama şimdi fark ediyorum ki yazma becerisi gerçekten çok önemli. Çünkü konuşma becerilerini de çokça etkiliyor.Yan iyi konuşmak istiyorsanız, iyi yazmanız gerekiyor. Mesela şimdi size çiçekler hakkında 5 dakika Türkçe konuşun dedim,  konuşabilir misiniz:? Bu programı dinliyorsanız muhtemelen Türkçede iyisinizdir o yüzden evet , konuşabilirsiniz.

Şimdi de size çiçekler hakkında kısa bir paragraf yazmanızı söylediğimi düşünün. Ne yapacaksınız? Kullanmak istediğiniz ve bilmediğiniz kelimeler olacak, bunları araştıracaksınız, öğreneceksiniz, düzgün cümleler kurmaya çalışacaksınız, gramer kurallarına uyup uymadığınıza dikkat edeceksiniz, bu cümlelerinizi yazarken bazı kalıpları kullanacaksınız.

Bütün bunları yaparken de yeni kelimeler öğreneceksiniz. Tamam bu metni yazdınızdiyelim, metninizi yazdıktan sonra sizden tekrar çiçekler hakkında beş dakika konuşmanızı istediğimi düşünün.

Önceki 5 dakikadan çok daha rahat konuştuğunuzu, çok daha güzel kelimeler kullandığınızı ve daha doğru ve zengin cümleler kurduğunuzu fark edeceksiniz. Çünkü çalıştınız. Aslında yazma pratiği yaptınız ama gördüğünüz gibi konuşmanıza da etki etti.

Yani yazma kabiliyeti konuşma kabiliyetini de çokça etkiliyor bu yüzden çok önemli.

Eğer Türk birini bulup yazdıklarınızı ona okutursanız, o da kontrol  eder ve hatalarınızı düzeltirse, bu sizin için çok çok çok daha faydalı olacaktır.

Evet, dil öğrenme becerileri bu kadar. Hepsine ayrı ayrı çokça çalışmak lazım . Yani sadece dizi izleyerek dil öğrenmek biraz zor.  Ya da sadece gramer çalışarak. Bu DÖRT becerinin hangilerini ne sıklıkla kullanacağınız da size kalmış bir şey. Mesela dil öğrenmeye yeni başlıyorsanız ,ilk başlarda  dinleme ve  okumaya odaklanıp bir kaç ay sonra konuşmaya ve yazmaya yoğunlaşabilirsiniz.

Bunun yanında yeni kelimeler öğrenmeye de yoğunluk göstermeliyiz.Ve bu kelimeleri sadece ezberlemeyip, cümleler, kalıplar içerisinde kullanarak öğrenmeliyiz..

Eğer siz bir dili öğrenmeyi istemezseniz o  dili size bir öğretmen , bir okul, bir program, ya da bir kitap öğretemez. Dil öğrenmek gerçekten çok vakit ve çok çaba gerektiren bir iş. O yüzden her gün az da olsa çalışmak gerek. Eğer bir okula veya kursa gitmiyorsanız, evde kendi kendinize öğreniyorsanız kendinize bir dil öğrenme rutini oluşturmanızı tavsiye ediyorum. Hangi şekilde daha kolay öğreniyorsunuz, hangi yöntem sizde daha çok işe yarıyor bunları keşfetmelisiniz. Mesela bir arkadaşınız bir dili sadece dizi izleyerek öğrenmiş olabilir. Ya da bir başkası sadece konuşmaya çalışarak, hiç kitap açmadan öğrenmiş olabilir. Bir başkası da bu dili telefonuna indirdiği bir uygulamadan öğrenmiş olabilir. Ama bu yöntemler sizde işe yaramayabilir. Onlarda işe yaradı diye sizde de işe yarayacak diye bir şey yok. Sizin de bu yöntemleri araştırmanız, uygulamanız ve hangisi sizde daha çok işe yarıyor, hangisiyle daha kolay öğreniyorsunuz bunları test etmeniz gerekiyor. Çünkü herkes birbirinden farklıdır, herkesin anlama kabiliyeti farklıdır. Dolayısıyla herkese faydalı olacak yöntem de farklıdır. Dil öğrenmenin en kolay yolu diye bir şey yoktur. Çünkü bu yol herkes için farklıdır. Dediğim gibi kimisi konuşarak daha kolay öğrenir kimisi yazarak kimisi çizerek… Bunu sizin keşfetmeniz gerekir ve kendinize bir çalışma rutini oluşturmanız gerekir. Bu rutine sahip değilseniz, bu rutini nasıl oluşturacağınız konusunda ileriki bölümlerde daha ayrıntılı bir şekilde konuşacağız.

Şimdi değinmek istediğim bir nokta daha var. O da gramer.

Dil öğrenmenin başlangıç aşamalarında gramer öğrenmenin çok faydalı olduğunu düşünmüyorum. Belli başlı, temel şeyleri kısaca öğrenmek faydalı olacaktır.Şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman gibi. Tabii ki gramer öğrenmek gerekiyor ama başlangıç seviyesindeyseniz 15 dakika gramer çalışın, yarım saat dinleme yapın.Ama bunun haricinde gramere yoğunlaşmak zaman kaybı ve dil öğrenmeyi daha zor bir hale getiriyor.

Ben Arapça öğrenirken , başlangıç seviyesindeyken, okulda öğretmenlerim gramere çok fazla yoğunlaştılar. Gramer dersleri çok fazlaydı, yoğundu, çok zordu.Tabii ki Arapça grameri çok yoğun ve çok zor olan bir dil. Bunun da etkisi olabilir.Ben başlangıç seviyesindeydim ve henüz temel kuralları bile bilmiyordum. Bu yüzden gramerde çok zorlandım ve bu benim motivasyonumu çok düşürdü. Hatta Arapça öğrenmekten vazgeçmeme bile sebep olabilirdi. O yüzden bence gramere orta seviyeye  geldikten sonra yoğunluk göstermeliyiz. Böylelikle hem konuları daha iyi anlarız hem de dile biraz hakim olduğumuz için daha kolay gelir.

Evet arkadaşlar bugünkü bölümümüz bu kadardı, dinlediğiniz için teşekkür ederim